TweetN@M’da bu haftaki konuğumuz Türkiye medyasının önde gelen isimlerinden, Ntvmsnbc.com Genel Yayın Yönetmeni Ahmet Yeşiltepe. Kendisiyle Türkiye’de medyanın ve gazetecilerin dijital medya ve sosyal medya ile ilişkisini, sosyal medyanın giderek özel hayata nüfuz eden yapısını ve instagram kullanımına dair kısa bir söyleşi yaptık ve dolu dolu cevaplar aldık. Ahmet Yeşiltepe’ye twitter’da @ahmetyesiltepe hesabından ulaşılabilir.
1- Türk medyasının önemli kurumlarında görev yaptınız ve şimdi de Ntvmsnbc gibi bir markayı yönetiyorsunuz. Öncelikle sormak istediğim Türkiye’de medya, dijital dönüşümü gerçek anlamıyla farketmiş durumda mı? Dijital dönüşümün neresindeyiz?
Türkiye dijital hayatı tüm yönleriyle yoğun şekilde yaşayan bir ülke. Ancak hemen her alanda olduğu gibi dijital dönüşüm, teknolojik alt yapı ve onun çevresindeki hukuki zemin inşa edilmeden yaşanmaya başladı. Böylece toplumun önderlik ettiği ama “fiilen kabullenilmiş” bazı aksaklıklar ve hatta yozluklar görüldü. Devlet ve diğer tüzel yapılar geriden geldi ve şu anda mevcut sisteme ayak uydurmaya, öne geçmeye çalışıyor. Yani, Türkiye’de dijital dönüşümü devlet geç de olsa fark etti, fakat toplumun bu dönüşümün (önderliğini üstlense de) pek de farkında olmadığını, üstelik yanlış anladığını düşünüyorum. Bu yüzden sosyal medya, internet gazeteciliği ve mobil iletişim konularında toplumun ‘eğitilmesi’ gerektiği görüşündeyim. O halde, dijital dönüşümün içinde ama farkında olmadığımız bir evresindeyiz, diyebilirim.
2- Her geçen gün üretilen yeni sosyal medya mecraları ve dijitaldeki hızlı gelişme ile haber algısı ve niteliği de değişiyor. New York Times ve Guardian gibi medya organları görseli, yazıyı ve yorumu tek bir mecrada birleştiren yeni nesil bir haberciliğe adım atıyor. Sizce dijital dünya haberciliği hangi boyuta taşıyor?
Habercilik teknolojinin inşa ettiği yeni mecralar üzerinden devam ediyor ve edecek. Ama şimdi oyunun kuralları değişti. Elbette, habercilikte artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Artık geçmişe göre daha hızlı, karşılıklı etkileşime dayalı ve daha renkli bir habercilik anlayışının öne geçtiğini görüyoruz. Ayrıca, fark yaratmak için özellikle sosyal medya başta olmak üzere yeni medyanın bileşenlerini iyi tanımak, onun organik yapısını iyi okumak gerekiyor. Artık haberciliği sadece kendi muhabir ve editör kadronuzla değil, okurlarınızla birlikte yapıyorsunuz. Haber üretim ve sunuş şeklinizi değiştirmez, görüntü, metin ve işitsel unsurları iç içe geçirmez, özetle; kendinizi yenilemez ve okuyucu beklentilerinin değiştiği bu yeni dönemin kurallarına ayak uyduramazsanız yarış dışı kalırsınız.
3- Siz de iyi bir sosyal medya kullanıcısınız. Yakından takip ettiğim kadarıyla instagramı kullanmaktan büyük de keyif alıyorsunuz. Bu noktada sizce medya organları ve gazeteciler sosyal medyada kendilerini nasıl konumlandırmalı?
Ben sosyal medyayı çoğunun gördüğü gibi sadece bir eğlence ve vakit geçirme alanı olmanın dışında, son derece güçlü ve önemli bir enformasyon kaynağı olarak da görüyorum. Ama ne kadar muteber bir mecra, orası tartışılır. Günün sonunda, sosyal medyada kendini nasıl konumlandıracağı herkesin kendi tercihidir, buradan ahkam kesmek istemem. Fakat ben ve benimle birlikte çalışan arkadaşlarım yaşamın her alanında kendi kişisel fikirlerini serdetmek dışında, çalıştıkları kurumları bağlayacak yorumları burada dile getirmekten imtina ediyorlar. Bu bence kabul edilebilir ve doğru bir tutum. Gazeteci bunun tersini yaparsa işvereniyle kendi arasındaki ahlaki zemini bozar. Bir de, haber üretiminin ve yayımının yapılacağı yer öncelikle gazetecinin çalıştığı kurumdur. Haberi önce sosyal medyada verip ardından çalıştığı kuruma göndermek bence yakışıksız bir anlayış.
SOSYAL MEDYA ÜYELERİ POTANSİYEL MÜŞTERİ OLARAK GÖRÜLÜYOR
4- Sosyal Medya kullanmaktan büyük keyif alıyoruz ve iletişimi kuvvetlendiren bir araç ama aynı zamanda bu mecralar her geçen gün kişilerin özel yaşamlarını kendi çıkarları için kullanmayı da hedefliyorlar. Instagram’ın kullanıcı sözleşmesindeki son değişiklik bunun en son örneklerinden biri, hakeza Facebook’un Social Graph arama özelliği de…Sizce bir an gelecek ve insanlar özel hayatını tümüyle o mecraya açmak ya da orada hiç olmamak tercihiyle karşı karşıya mı gelecek. Özel hayat nasıl korunacak?
Tabi ki sonunda sosyal medya da kendini “güven” duygusu ile ilişkilendirecek ve burada güvenilir haber kaynakları ve yaşamın diğer alanlarına ait enformasyon öbekleri oluşacak. Bunun dışında, özel hayatını kamuya açma konusunda nihai kararın hala bireyin inisiyatifinde olduğunu hatırlatmak isterim. En azından durum şu anda böyle. Ancak, bana göre, “ya sosyal medyayı kullan ve özelini aç, ya da burayı terk et” dayatmasının yapılacağı günler yakın. Çünkü sosyal medyayı inşa eden ve şimdi dünyadaki internet kullanıcılarının en az yüzde doksanının üye olduğu dev yapılar nihayetinde ticari amaçlı kuruluşlar. Bunların “sosyal medya üyelerini” her daim potansiyel müşteri olarak gördüğünü unutmamak gerekiyor. Ama dev yapılar özel hayatınızı didik didik etse de, daha özgür ve bireyi, onun özel hayatını koruyan sosyal medya markalarının gelmesi kaçınılmaz. O markaların şemsiyesi altında, daha güvenle fakat daha küçük gruplarla sosyalleşmeyi tercih edenler Facebook, Twitter ve Instagram gibi yapılardan kopabilirler. Bu da etki-tepki meselesi zaten.
5- Dijital dünyada görselin her geçen gün bir adım daha öne geçtiğini ve yazının giderek arka planda kaldığını görülüyor. Her alanda bir kısaltma ve basitleştirme çabası görülüyor. Twitter şu an bunun en güçlü örneği. Sizce kalemle, yazıyla ve kitapla ilişkimiz kesiliyor mu?
Aksine, bence artıyor. En azından, benim deneyimlediğim şey böyle bir hayat. Sosyal medyada kısaca anlatılan, ipucu verilen veya önerilen kitapları okumaya, filmleri izlemeye çalışıyorum. Ama bunun tersini yaşayanlar, orada, o kısacık fargmanlarla veya fotoğraflarla yetinenler de olabilir. Kısaltma, basitleştirme ya da derinlik kaybı, kitabın hayatımızdaki değeri ve önemini, doğamızdaki yazma, daha fazlasını paylaşma ihtiyacını köreltse de bunları topyekun ortadan kaldıramayacak. Belki de, ben “böyle olmasını umut ediyorum” diyebilirim!..
6- Son olarak iyi bir instagram kullanıcısı olarak ilerde bir belgesel oluşturmak ya da sergi açmak gibi bir düşünceniz var mı?
Instagram’daki fotoğraflarımın bana ait olanlarını, ki ait olmayanları “edit ettiğimi” belirterek, bir sergi açmak niyetiyle yayınlamıyorum. Fakat fena bir fikir değil! Özellikle son dönemde bir televizyon projesi için gittiğim Orta Asya ülkelerinde çektiğim Instagram fotoğraflarını daha sonra yazmak istediğim kitap için kullanacağım, bunu söyleyebilirim.
Not: bu röportaj ilk kez 3 Şubat 2013 tarihli Yeni Şafak gazetesi Pazar ekinde yer almıştır.






















